Otel ve Tatil Rehberi

Otel ve Tatil Rehberi

  1. Otel ve Tatil Rehberi
  2. İç Anadolu
  3. Ankara

ANKARA, KEŞFEDİN

ANKARA, KEŞFEDİN

ÇANKAYA

Anıtkabir, TBMM, Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Bakanlıklar, Büyükelçilikler… Bir zamanlar bağ evlerinin bulunduğu Çankaya, bugün önemli bir semt. Başkentin gözde ilçesinde gezip görülecek çok yer var. Çok sayıda mağazanın bulunduğu Çankaya modern alışveriş merkezleriyle dikkat çekiyor. Yiyecekten içeceğe aradığınız her şeyi buralarda bulabilirsiniz. İlçede hemen her mutfağın seçkin temsilcilerini bulmak mümkün. Yerel lezzetlerden Japon mutfağına kadar uzanan geniş bir yelpazede çok sayıda seçenek arasından tercih yapabilirsiniz.

 

 

Atakule

13 Ekim 1989 tarihinde Ankara'nın başkent oluşunun 66. yıl dönümüne denk gelen günde açılışı yapılan Çankaya’daki Atakule, şehrin simgelerinden biri. Alışveriş Merkezi ve Kule olmak üzere iki ana bölümden oluşan yapının kule bölümü 125 metre yüksekliğe sahip. Kuledeki döner platformlu lokanta Türkiye’de bir ilk.

 

 

GÖLBAŞI
Şehir merkezine 20 km uzaklıktaki Gölbaşı ilçesi, Ankara’nın en popüler mesire yerlerine sahip. Ankaralıların sıkça ziyaret ettiği ilçe Mogan ve Eymir Gölü, denizi olmayan Ankara’nın çekim noktası.

 

MOGAN GÖLÜ

Sıcak yaz aylarında deniz özlemini gidermek isteyenlerin buluşma noktası Mogan. Ankaralıların en sevdikleri mesire yeri olan gölün kıyısında plaj, restoran ve kafeler sıralanıyor. Doğa yürüyüşleri ve su sporları için de elverişli olan göl, son yıllarda yaşanan kuraklıktan nasibini almış olsa da hala çok popüler. Göl havzası; alaca balıkçıl, Macar ördeği, ve dikkuyruk gibi kuşların üreme alanı olması sebebiyle özel çevre koruma bölgesi ilan edilmiş. Mogan Gölü’nün çevresinde birçok piknik alanı, restoran ve çay bahçesi bulunuyor. Lokantalarda gölden çıkarılan kerevitin yanı sıra et-mangal seçenekleri de var.

 

Eymir Gölü

Çevresini saran geniş ağaçlık alan yüzünden “şehrin oksijen deposu” olarak tanımlanan Eymir Ankara’nın şehre en yakın gölü. Göl ve 13 kilometreyi aşan çevresi bisiklete binmek, yürüyüş yapmak ve balık tutmak için ideal şartlar sunuyor. Ancak gölün nimetlerinden herkes yararlanamıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi arazisi içinde olması nedeniyle okul personeli, üyeler ve misafirler dışında kalanların göle girmesi yasak. Eymir’e gidenlerin favorisi ise minder ve hamaklarla donatan büfelerde balık ekmek yemek.

 

 

Tuluntaş Mağarası

İncek, Hacılar ve Tuluntaş köyleri arasındaki Karayatak Tepe mevkiindeki mağara Ankara Çevre Otoyolunun yapımı sırasında keşfedilmiş. Uzunluğu 5 km, genişliği 1-1.5 km, yüksekliği 30-40 m olan büyük bir kireç taşı bloğunun içinde, kimyasal erimeler sonucunda oluşan mağara görülmeye değer oluşumlara sahip.Tuluntaş ve çevresi 1. derece doğal sit alanı.

 

 

ÇUBUK

Sınırları içindeki baraj gölüyle yaz aylarında piknikçilerin gözdesi olan ilçe, şehir merkezine 38 km uzaklıkta. Çubuk’a yolu düşenlerin dünyaca ünlü turşuların tadına bakmasını öneririz. Çubuklular her yıl eylül ayının ilk haftasında uluslararası turşu ve kültür festivali düzenliyor.

 

 

Çubuk Barajı

Ankara’nın su ihtiyacını karşılayan Çubuk Barajı aynı zamanda mesire alanı olarak kullanılıyor. Ağaçlandırılan göl çevresi piknikçilerin gözdesi.  Ormanlık alan içinde gazinolar, piknik yerleri, yürüyüş alanları ve kır kahveleri var. Motor gezileri için elverişli olan baraja belediye otobüsü ile gidilebiliyor.

 

 

Karagöl

Çubuk ilçesinin doğal güzelliklerinden biri olan Karagöl; şehir merkezine 68 km, Çubuk ilçesine ise 28 km uzaklıkta. Küçük ve derin bir krater gölü olan Karagöl’den çıkan suların bir kısmı Mürtet ovasını sulayan çaya karışıyor.

 

 

KIZILCAHAMAM

Ankara’nın en yeşil ilçesi olan Kızılcahamam, büyük şehrin keşmekeşinden kaçmak isteyenlerin buluşma noktası. Çok sayıda turistik tesisin de yer aldığı bölge her geçen sene daha fazla talep görüyor. Ankara’ya 80 km mesafedeki Kızılcahamam, Ankara-İstanbul karayolu üzerinde. Bent Deresi ve Kızılcahamam’daki terminallerden her 15 dakikada bir karşılıklı olarak otobüs kalkıyor.

 

 

Soğuksu Milli Parkı

1959’da milli park ilan edilen bölge, Ankaralıların nefes aldıkları az sayıda yerden biri. 35’i aşkın kuş türünün, özellikle de koruma altına alınmış kara akbabanın varlığı bölgeyi kuş gözlemcilerinin buluşma noktası yapıyor. Doğa tutkunları Milli Park içindeki restoran ve otellerden faydalanabiliyor.

 

 

Ağsar Kalesi   

Alicin Kanyonu’ndaki kale ancak profesyonel dağcıların tırmanabileceği bir konuma sahip. 300 m. yükseklikte kayalığın zirvesinde bulunan yapının hangi döneme ait olduğu bilinmiyor. Manzarası gerçekten etkileyici.

 

 

 

Kızılcahamam Kaplıcaları

İlçe sahip olduğu termal kaynaklarla sağlık turizminde önemli bir yere sahip. Büyük Kaplıca, Küçük Kaplıca, Maden Suyu Kaynağı, Şey Hamamı ve Acısu kaynağı çok sayıda hastanın şifa maçlı ziyaret ettiği yerler.

 

 

HAYMANA

Şehir merkezinin güneyinde yer alan ilçe daha çok termal kaynaklarıyla tanınıyor. Dereköy'deki Gavurkale önemli bir Frig yerleşim alanı ve ilçenin en eski tarihi yapısı.

Şehir merkezine 73 km uzaklıktaki ilçeye her saat başı Etlik garajından otobüs seferleri yapılıyor.

 

 

Gavur Kale

Haymana İlçesi'ne bağlı Dereköy'e 2 km uzaklıkta, 60 metreye ulaşan yükseklikte bir kayalık alan üzerine kurulu kaleye, eski yıkık duvarlardan dolayı Gavurkale adı verilmiş. Tepenin vadiye bakan yüzeyinde kayaya işlenmiş olan büyük kabartmaların Hititlere ait. Kızılırmak’ın batısında benzer bir Hitit anıtının bulunmadığından, kale Anadolu kültür tarihi için çok önemli kabul ediliyor. İkinci kültür tabakası Frig döneminden. Kalenin doğusunda yayla uzunluğunca kireç taşından yapılmış sur kalıntıları bulunuyor. Yine bu dönemde kutsal alanın üzerine özel bir bina inşa edilmiş.

 

Haymana Kaplıcası

Anadolu’nun en eski kaplıcalarından biri olan Haymana Kaplıcası’nın geçmişi Etilere kadar uzanıyor. Tarihi Kral Yolu güzergahında bulunan Haymana Kaplıcaları’nın,  tarih boyunca birçok kavim tarafından kullanıldığı tahmin edilmekte. Galatların bu bölgeye “Galatia Salutaris” yani sıcak su membası demesi de bu yüzden. Etiler ve Galatların ardından Romalıların faydalandığı kaynaklar günümüzde de oldukça popüler. Kaplıca çevresinde konaklama imkanı olması Ankara ve çevre illerden çok sayıda yerli turisti bu kaplıcaya çekiyor.

 

 

AYAŞ

Ayaş, tarihi İpek yolu üzerinde şifalı sıcak suları, geleneksel Türk mutfağı lezzetleri, cumbalı evlerle bezenmiş sokakları, yeşili, tiftik keçisi ve dutuyla anılan tarih kokan şirin bir ilçe. Ayaş köklü bir yemek kültürüne sahip. Yüzyıllardır süre gelen lezzetlerin başında tarhana çorbası, Ayaş kapaması,  Ayaş güveci, Ayaş sarması, siyer, bazlama ve dutdibi geliyor.    Dut ağaçları ile kaplı ilçenin doğal olarak en önemli meyvesi de dut. Geçmişte İpek Yolu vasıtasıyla anavatanı Çin’den gelen bu meyve, Ayaş’ ta istediği havayı, suyu bulunca ilçenin her yanında dut ağaçları yetiştirilmeye başlanmış.

 

 

Ayaş Kaplıcaları

Ankara'ya 80, Ayaş'a 23 km uzaklıkta bulunan kaplıcalar Ilıca Vadisi’nde. Şifalı suların işletmesi özel bir şirket tarafından yapılıyor. Tedavi amacıyla kullanılan kaplıcada, otellerin dışında halka açık havuzlar, özel banyolar, içme tesisleri ve fizik tedavi merkezi bulunuyor.

 

TUZ GÖLÜ

Türkiye’nin ikinci büyük gölü Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırları içerisinde yer alıyor. Sahip olduğu biyolojik çeşitlilik bakımından dünyadaki sayılı alanlardan olan göl, Ankara’ya yolu düşenlerin uğraması gereken bir doğal alan. Ankara Adana karayolunun 150. kilometresinde bulunan Tuz Gölü'ne özel aracınızla ulaşabileceğiniz gibi, Ankara otobüs terminalinden her saat başı Şereflikoçhisar'a kalkan otobüslerle de binebilirsiniz. Şereflikoçhisar’dan göl 10 km. İstanbul'dan güney illerine giden otobüsler de Şereflikoçhisar'dan geçiyor.

 

Ankara’nın doğusundaki Şereflikoçhisar’a yaklaşanları batıya doğru parlayan bir ışık karşılar. Bu ışık Tuz Gölü’ne yaklaşıldığının işaretidir. Gölün üzerindeki beyaz tabakayı pek çok kişi kar zannetse de, bu durum tuz kristallerinin parlak beyazlığından başka bir şey değil. Çevrenin büyüleyici görüntüsü, fotoğraf meraklılarının buraya gösterdiği ilginin en önemli sebebi. Türkiye'nin tuz gereksiniminin yaklaşık yüzde 70'ini karşılayan göl, kışın oluşan geniş su alanı ile su kuşları için önemli bir kışlama alanı aynı zamanda. Tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo, kılıç gaga, angıt ve benzeri kuşların yanı sıra yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri de gölde büyük topluluklar halinde yaşıyor. Flamingoların Türkiye'deki en önemli barınakları ve kuluçka alanı Tuz Gölü. Gölün ortasındaki adalarda binlerce flamingodan oluşan kuluçka kolonilerine rastlamak mümkün. Ancak ne yazık ki, tüm bu güzellikler son yıllarda hızla artan çevre kirliliği ve kuraklık yüzünden ciddi tehdit altında.

 

 

Büyük Ada

Kat kat kayalardan oluşan Büyük Ada, gölün güneybatısında. Buraya araçla ya da yürüyerek ulaşılabiliyor. Büyük Ada'da görülen yapı ve kilise kalıntıları, tarihçilerce burada hem yolu hem de gölü koruyan muhafızların yaşadığının kanıtı olarak görülüyor. Romalılar gölün etrafındaki yerleşim bölgeleriyle iletişim sağlamak bir ticaret yolu da yapmışlar. Bu yola ait izlerle gölün içinde yükselen mermer sütunları günümüzde de görmek mümkün.

 

Alternatif Aktiviteler

Yaz aylarında göldeki su buharlaşınca, tuz kristalleri ile kaplanan göl yüzeyi birçok aktiviteye olanak tanıyan bir hale bürünüyor. Bu dönemlerde göl üzerinde yürüyebilir, arabanızla dolaşabilir ya da motokros yapabilirsiniz. Gölün çevresini oluşturan 270 kilometrelik doğal pist, off road meraklılarını mutlu edebilecek özellikte bir parkur. Yaz aylarında dağ bisikletiyle gezmek için de çok uygun.

 

Şereflikoçhisar’a yolu düşenlerin en çok rağbet ettiği şey tuz testisi. Babadan oğula geçen yöntemle yapılan testiler yörenin kendine özgü toprağının tuzla yoğrulmasından oluşan çamurla üretiliyor. Tuz karıştırılan toprağın içinde hava gözenekleri oluşuyor ve bu sayede testideki suyun buharlaşması ve kalan suyun soğumasını sağlanıyor. Cumartesi günleri  kurulan pazara gidenler sebzeden meyveye, testiden pekmeze kadar farklı ve doğal ürünü bir arada bulunabilir. Çevrede doğal otlar ve kekikle beslenen hayvanların sütleri çok lezzetli. Şereflikoçhisarlılar özellikle manda yoğurtlarının tadıyla gurur duyuyor.

 

 

BEYPAZARI

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Beypazarı, geleneksel mimarinin, yöresel adetlerin ve zengin bir mutfak kültürünün bozulmadan günümüze gelebildiği ender yerlerden biri. Ankara Etlik Otobüs Terminali'nden (Eski Garaj) saat başı, Akköprü’den yarım saat arayla Beypazarı’na otobüs ve minibüsler hareket ediyor. Ankara'dan 100, İstanbul'dan 320 kilometre uzaklıktaki Beypazarı'na kendi araçlarıyla gitmek isteyenler, Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunan Sincan-Yenikent yol ayrımından girip, Ayaş-Beypazarı yolunu kullanabilirler. Türkiye’de üretilen havucun yüzde 60’ının kaynağı olan Beypazarı, sebze ve meyveleri ile ünlü. Haftanın 3 günü kurulan pazarında tarhana, yaprak, erişte gibi köy ürünleri satılırken el işlerinin sergilendiği tezgahlar kadınların favorisi. En çok ilgiyi "telkari" denilen gümüş işi takılar görüyor. Çarşı içindeki demirci, kalaycı, saraç gibi geçmiş günleri hatırlatan dükkanlar da ilgi çekici.



Hıdırlık Tepesi
İlçenin panoramik manzarasını sunan tepe, turistlerin ilk uğradıkları yer. 400 metre yükseklikten tarihi camilerden, konaklara kadar tüm Beypazarı’nı kuşbakışı görebilmek mümkün.


Beypazarı Evleri
Beypazarı denince akla ilk gelen şey ilçeyi süsleyen tarihi evler. Yıkmayıp korumayı bilen Beypazarlılar bunun ödülünü turizm gelirleriyle alıyor. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ne de yer alan iki üç katlı cumbalı evlerin ahşap iskeleti yöreye özgü tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmış. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini benzerlerinden ayıran en önemli fark. Yaklaşık 200 yıllık olan bugünkü evlerin büyük bölümü aslına uygun olarak restore edilmiş. İlçe zengin bir mutfağa sahip. Yöreye özgü bir tür galeta olan Beypazarı Kurusu’nun ünü tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. Yine yöreye özgü etli yaprak sarması, güveç ve havuç lokumu da tadılması gereken lezzetler.

 

Kurşunlu Cami
1684 yılında yapılan cami Beypazarı’nın en tanınmış tarihi yapısı. Büyük bir yangından sonra 1882’de onarılan yapının mihrap cephesi arazinin meyilli oluşundan ötürü diğer bölümlerden daha yükse. Klasik Osmanlı mimari üslubunda, kesme taştan yapılmış.

 

Akşemseddin Camii

Selçuklu mimarisi tarzındaki cami Beytepe Mahallesi'nde. Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin tarafından medrese ile birlikte yaptırılmış. Halen ibadete açık olan yapı ahşap işçiliğinin nitelikli örneklerinden biri kabul ediliyor.

 

Beypazarı Müzesi

Tipik bir Beypazarı evi olan müzenin bahçesinde Roma dönemi sütun ayakları, mermer büstler sergileniyor. Ayrıca etnografik eserlerle de bölge yaşamının örneklerini izleyebilirsiniz. 


Popüler Yerler