Otel ve Tatil Rehberi

Otel ve Tatil Rehberi

  1. Otel ve Tatil Rehberi
  2. Ege
  3. Denizli

PAMUKKALE APHRODISIAS

PAMUKKALE APHRODISIAS

APHRODISIAS

Aphrodisias, adını doğa, aşk ve verimlilik tanrıçası Aphrodite’den almış. Kent onun adına yapılan en ünlü mabetlerden birinin çevresinde yer alıyor. Aphrodisias, aynı zamanda ek yapıları ile birlikte, içinde bir de tapınağın bulunduğu ve üzerinde geniş çaplı kırsal nüfusu barındıran kutsal bir yöre adı.

Babadağ eteklerinde denizden 600 m yükseklikteki bir platoda yer alan Aphrodisias, İzmir’den 230 km uzaklıktaki Gevre köyü yakınlarında bulunuyor. Turistlerin büyük ilgisini çeken ve oldukça iyi korunmuş olarak günümüze gelebilen antik kent, heykeltıraş okulu ve heykelleri ile ünlü. Kentin doğusunda bulunan beyaz ve mavi renklere sahip mermer ocakları, heykeltıraş okulunun Aphrodisias’ta kurulmasının nedeni olarak gösteriliyor. Yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgiler, ilerleyen yıllarda Aphrodite kültünün artan ünü ve daha da önemlisi buradaki heykeltıraşlık okulunun önemi çok uzaklardan bile pek çok ziyaretçinin Aphrodisias’a akın etmesine neden olmuş.

Yörenin güney ve güneydoğusunda yer alan iki höyükte, Akropol ve Pekmez tepeciklerinde ortaya çıkartılan arkeolojik buluntular, esas olarak tarımla uğraşan bir ya da iki küçük köyün varlığını gösteriyor. Çok miktarda bulunan seramik ve diğer el işi parçalar, yakın çevredeki Hacılar, Beycesultan, Kumtepe, Kusura ve Troya gibi Anadolu ve Ege’deki komşu yörelerle yakın ilişkisi olduğunu ortaya koyuyor. Burada bulunan küçük taş “mabutlar” yörenin kutsallık özelliğinin ilk göstergeleri olarak tanımlanıyor.

Kazılarda ortaya çıkarılan tiyatronun sahne yapısının duvarlarındaki yazılar Aphrodisias’ın MÖ 1. yüzyıl tarihi hakkında bilgi veriyor. Bu yazıtlardan birinde Julius Caesar’ın Aphrodite’e ithaf ettiği altın bir Eros heykelinden söz ediliyor. Bu armağan imparator Caesar’ın belki de tapınağı ziyaret ederek tanrıçaya sadakatini sunduğunu belirtiyor.

MÖ 1. yüzyıldan başlayarak kentin kuzeydoğusundaki Salbakos Dağları’ndaki (Baba Dağ) ocaklardan çıkartılan harika mermerlerle heykeltıraşlar, Akdeniz’in diğer yörelerinden ve Roma’dan gelen siparişleri karşılamak üzere çeşit çeşit heykeller, rölyefler, portreler, lahitler ve dekoratif parçalar üretmişler. Buna ek olarak Aphrodisias edebiyat, bilim ve düşün alanında da önemli eserler ortaya koymuş. Örneğin Xenocrates 1. yüzyılda tıbbi eserler, Chariton da antik çağın (2. yüzyıl) ilk romanlarından birini yazmış. 4. yüzyılda Hıristiyanlığın yayılması burada bir piskoposluğun kurulmasına neden olmuş, ancak bu durum kökleri eskilere dayanan pagan özelliğini yok edememiş. Her şeye karşın pagan felsefesi Aphrodisias’ta etkisini sürdürmüş.

7. yüzyıldaki şiddetli depremlerden sonra kent kendini toparlayamamış. Kenti çevreleyen, 4. yüzyılda yapılmış olan surlar bir daha onarılamadığı için Akropol tepesinde bir kale inşa edilmiş. Aphrodisias-Karia hakkında 7. yüzyıl sonrasına ait bilgiler sınırlı. Arkeolojik olarak kesinlikle 11. yüzyıla tarihlenen kalıntılardan, kısa bir yeniden canlanma dönemi yaşandığı anlaşılıyor. Çağdaş Bizans kaynaklarında 11 ve 13. yüzyılda Aphrodisias en az dört kez  kuşatıldığı kayıtlı. 13. yüzyıldan sonra tüm yöre Aydın ya da Menteşe Beyliği’nin topraklarına katılmış.

 

APHRODISIAS’A ADANAN HAYAT

Aphrodisias’a hayatını veren Kenan T. Erim dünyada bir sit alanında, kazı yaptığı yerde yatan tek arkeolog. Hayatının 35 yılını burada kazı çalışmaları yaparak sürdüren

Kenan T. Erim’in mezarı da bu alan içinde yer alıyor. Ölümüyle bile Aphrodisias’tan ayrılamamış.

 

APHRODISIAS MÜZESİ

Çeşitli heykeller, heykel başları, kabartmalar, lahitler, meduza ve hayvan figürlerinin sergilendiği müzede, farklı renkteki mermerlerin kullanıldığı heykellerde; saçlara, gözlere, yüze verilen önem aynı zamanda figürlerdeki esneklik, yumuşaklık ve detaylar, Aphrodisias’taki heykeltıraşların ustalığını gözler önüne seriyor. Bir zamanlar kazı çalışmalarını yürüten Kenan T. Erim’in görevlendirdiği gözcülerin kontrolü ile katı şekilde yasaklanan fotoğraf çekimi ve kamera kullanımı; Erim’in ölümünden sonra şimdi gerek müze içinde, gerekse antik kent alanında rahatça yapılabiliyor. Müzede bazı eserlerin minyatür alçı kopyaları, poster, broşür, kitapçık, kartpostal gibi dokümanlar, turistik eşya reyonundan satın alınabiliyor.

 

Surlar, Kent Planı ve Aphrodite Tapınağı

Aphrodite tapınağının surları 3.5 km. uzunluğunda, üzerinde bazı kuleleri ve dört ana yönde en azından dört ana kapısı bulunan, kabaca daire biçimindeki bir kalenin kalıntıları. Yaklaşık 494 hektarlık bir alanı kaplayan, antik kentin merkezini çevreleyen bu kale esas olarak 4. yüzyılda yapılmış. Günümüzde ayakta kalan on dört sütunu ile yörenin kuzey bölümünde yer alan Aphrodite Tapınağı antik çağda kentin odak noktası idi. Ne yazık ki 5. yüzyıldan sonra yapının büyük bir kısmının bir Hıristiyan bazilikasına dönüştürülmesi yüzünden eski durumu hakkındaki bilgiler oldukça sınırlı. İki geçit ve bir nef yapmak üzere heykelin bulunduğu iç oda duvarları yıkılarak öndeki ve yanlardaki sütunlar kaydırılmış ve kuzeye duvarlar inşa edilerek biçimi değiştirilmiş. Doğusuna ve batısına da bir apsis ve bir atrium eklenmiş.

 

TETRAPYLON

Tapınağın doğusundaki, Aphrodisias’ın en göz alıcı sembolü olan bu dekoratif kapı, 2. yüzyılın ortalarına tarihleniyor. Dört yanında dört sütun bulunuyor (Helence; tetra=dört, pylon=ana kapı) ve asıl giriş doğuda yer alıyor. Önde Korint üslubunda, kuzey-güney yönündeki ana caddeye bakan yivli, çok güzel sütunlar var. Yarım daire biçiminde üst eşiği olan kırık bir alınlık, dıştaki doğu ve batı sırasının ikinci ve üçüncü sütunları arasında bulunuyor. Batı sütunları üzerindeki kırık alınlığın kenarları yapraklar arasında avlanan Eros rölyefleri ile süslenmiş. 


Popüler Yerler