Otel ve Tatil Rehberi

Otel ve Tatil Rehberi

  1. Otel ve Tatil Rehberi
  2. Marmara
  3. Balıkesir
  4. Edremit
  5. Altınoluk

KAZDAĞI EFSANELERİ

Kazdağları’nı aşarak Kalkım ve Yenice üzerinden yapılacak yolculuk, dağ yoluyla Ege’den Marmara Denizi’ne ulaşmanızı sağlayacak. Edremit’in içinden kuzeye, Kalkım yoluna gireceksiniz. Kalkım Bucağı-Yenice-Çan yolunu izleyerek Biga’ya ulaşacaksınız. Biga’dan az sonra Çanakkale-Bursa karayolundasınız.

Edremit’ten 10 km. uzaklaştığınızda zeytinlikler yerini çamlara bırakmaya başlayacak. Bitki örtüsünün değiştiğini hemen farkedeceksiniz. Kaz Dağları’na doğru asfalt yolu tırmandıkça bitki örtüsündeki değişim de devam edecek. Burada bir sapma yapıp sola dönerek dağın zirvelerinden Eybek Dağı’na çıkmanızı salık veriyoruz. Zirvede Kazdağı Göknarı ve mesire alanı göreceksiniz.

Denizden 900 metre yükseklikteki Hanlar yöresinden 10 km. sonra Milli Parklar Dinlenme Tesisleri’ne ve buradaki Geyik Çiftliği’ne ulaşılıyor. Tel örgülerle çevrili koruma alanında her zaman geyikleri görebilirsiniz.

 

AYIDERE, SÜTÜVEN, HASANBOĞULDU

Kaz Dağı eteklerindeki başka köylere de benzer bir ilgi var. Temiz ve bol oksijenli havası, serinliği; denize yakın, kıyının kalabalığından ise uzak oluşuyla yöre bunalmış kent insanını kendine çekiyor. Kazdağı yamaçlarında bulduğunuz her yoldan arabanızla, her patikadan da yürüyerek yamaçlara çıkabilirsiniz. Bir dönemeçte ya da bir tepenin ardında saklanmış bir sürprizle karşılaşırsınız mutlaka.

Altınoluk-Edremit karayolunun 20. km.’sinden sola, Zeytinli Köyü sapağına girin; 2 km. sonra köyü göreceksiniz. Köyün dağ yönündeki çıkışından Türkmen köyü Mehmetalan’a doğru devam edip burayı da geçtikten sonra, 12. km.’deki köprüye ulaşacaksınız. Köprünün ötesi Ayıderesi. Kaz Dağı’ndan kaynaklanan dere boyunca yürüyüş yapmak çok keyifli. Küçük şelaleler yaparak vadinin kıvrımlarından akıp giden derenin çevresinde buz gibi suları olan çeşmelerle karşılaşacaksınız. “Misafir Sofrası” denilen büyük bir kayanın üzerindeki düzlükte 20 kişilik piknik sofrası kurmak mümkün. Sofra, bir seyir terası işlevi görüyor; şelalenin ve doğal çevrenin manzarasına hakim. Köprüden Bigadiç’e kadar devam eden toprak yol arabayla gidenler için pek elverişli değil. Jiple veya yaya olarak devam edenler Beypınarı, Elifkızı gibi şelaleleri ve piknik alanlarını görme şansına sahip olacaklar.

Zeytinli Köyü’nün çıkışındaki dar köprüden hemen sonra sola dönerseniz 3 km. sonra Beyoba Köyü’ne, köyün girişinden sola inen toprak yolu izlerseniz 2 km. sonra da 8 m. yükseklikten düşen Sütüven Şelalesi’ne ulaşırsınız. Çevresi piknik alanı olan şelalede Orman İşletmesi bir de tesis inşa ediyor.

Derenin karşı tarafından patika yolu izleyerek 1 km. ilerlediğinizde yörede ayrıntıları değişen hikayelerini dinleyeceğiniz Hasanboğuldu’yla karşı karşıyasınız. Kendinizi şelalenin serinliğine ve aşağıdaki gölcüğün güzelliğine bırakın; gölcükte Hasan’ın boğulduğunu unutun ve yüzmenize bakın.

 

KAZ (İDA) DAĞI’NIN

HASANBOĞULDU EFSANESİ

HASAN İLE EMİNE’NİN ACI ÖYKÜSÜ

Ünlü Türk öykücüsü Sabahattin Ali, annesi tarafından Edremitli’dir. Yörede anlatılan bu trajik öyküyü dinlemiş ve onu ölümsüzleştirmiştir.

Bugün olduğu gibi 1800’lü yılların sonlarında da Edremit Pazarı Çarşamba günleri kurulurmuş. Yörenin tüm köylüleri Çarşamba günleri Edremit’e gelip malını satar ve ihtiyacını alırmış. Kazdağı’nın 1500 m. yüksekliğinde, Sarıkız zirvesinin eteğinde kıl çadırlardan kurulu yüksek obanın güzel kızı Emine de böyle bir Çarşamba günü Edremit pazarına inmiş ve Zeytinli Köyü’nün yakışıklı delikanlısı Hasan ile gözgöze gelmiş. Sevdalanan iki genç her Çarşamba günü buluşurlarmış. Emine, beş saatlik yoldan getirdiği sütü, peyniri, balı Hasan’a verir, bahçıvan olan Hasan’dan ihtiyacı olan sebzeyi alırmış. Pazar dönüşü birlikte Zeytinli Köyü’ne kadar yürürler, Emine oradan ayrılır ve daha dört saat sürecek olan zahmetli dağ yolundan obasına dönermiş.

Günün birinde gençler evlenmeye karar vermişler. Hasan’ın içgüveysi olarak obaya gitmesi söz konusuymuş. Onu babasız büyüten annesi oğlunun mutluluğu uğruna yalnız kalmaya razıymış. Emine’nin ailesi ise bu evliliğe karşı çıkmış. Oba yörük obasıdır Emine de yörük kızı. Aile, Hasan’ın zor doğa şartlarına dayanayıp dayanamayacağını sınamaya karar vermiş. Sınav başarılı olursa daha evvelden Emine’yi istemiş olan obanın gençleri yiğitlik gösteren Hasan’ı kabulleneceklermiş. Annesi ile helalleşen Hasan, anlaşma gereği 40 okka (yaklaşık 60 kilo) tuz dolu çuvalı sırtlanmış ve Emine’nin peşisıra obaya doğru yola çıkmış. Önlerinde dört saatlik zorlu bir dağ yolu varmış. Bir saat sonra Beyoba Köyü’ne varmışlar ancak tuz, Hasan’ın sırtını yakmaya başlamış. İkinci saatte Sütüven şelalesine ulaşmışlar. Yol dere içinde kaybolmuş, taştan taşa atlamak Hasan’ı yormuş, dizleri titremeye başlamış. Gökbüvet’e geldiklerinde gücü tükenen Hasan yere düşmüş. Emine çaresizlik içinde Hasan’ı yüreklendirmeye çalışmış ancak Hasan ayağa kalkamamış. Emine’ye yalvarmış ve uzaklara kaçmayı teklif etmiş. Ailesine ve obasına söz veren Emine bu konuda oldukça katı davranmış. Hasan’ın yakarışlarına yanıt vermeyip çuvalı sırtladığı gibi obanın yolunu tutmuş. Hasan ise ardından “beni bırakma, senin köyüne gelemiyorum, köyüme de dönemem” diye acı acı acı haykırmış. Emine derenin uğultusuna karşın sürekli olarak Hasan’ın umutsuz çığlıklarını duymuş. Obaya vardığında çok pişman olan Emine, geri dönmek istemiş. Ancak ailesi gece vakti onu ormana bırakmamış.

Sabahın ilk ışıkları ile Emine, doğru Gökbüvet’e koşmuş ama Hasan ortada yokmuş. Annesine gitmiş, Edremit’e koşmuş ancak Hasan’ı gören kimseyi bulamamış. Bir daha obasına dönmeyen Emine kulaklarında Hasan’ın onu çağıran sesiyle dere boyunca mecnun gibi dolaşır dururmuş. Günler sonra Hasan’a hediye ettiği çevreyi Gökbüvet’in çılgın suları içinde fark etmiş. “Yanına geliyorum Hasan” diyerek bu çevre ile kendini ulu çınara asmış. O gün bugün Gökbüvet’in adı Hasanboğuldu, dallarını büvetin suları içine sallandıran çınarın adı da Emine Çınarı olmuş.

Paris’in ölmek üzere İda Dağı’na bırakılmasından binlerce yıl sonra Sarıkız ölmesi için Kazdağı’na götürülür. Yaralı Paris’in yardım istemine karşılık vermeyen peri kızı Oinone, Paris’in öldüğünü anladığında pişmanlık içinde kendini öldürür. Aynı şekilde Emine de Gökbüvet’in başında Hasan’ın yalvarmalarına yanıt vermeyerek ölümüne neden olur. Kendisi de pişmanlık içinde Hasan’ın yanına sürüklenir.

Sonuç olarak Kazdağı/İda, tüm gizleri ve görkemi ile sonsuz zaman içinde ölümlülerin yaşamı üzerindeki rolünü oynamaya devam ediyor.

 

İDA’DA DÜNYANIN İLK GÜZELLİK KRALİÇESİ SEÇİMİ

Kral Priamos’un bir kuşkuyla dağda ölüme terkettiği oğlu Paris bir ana ayı tarafından emzirilerek kurtarılır. Paris büyüyünce güzel ve yaman bir delikanlı olur. Bir gün, her biri güzeller güzeli olan tanrıçalar Hera, Athena ve Aphrodite arasında kimin en güzel olduğu konusunda kavga çıkar. Kavgayı çözümlemek üzere Zeus Paris’i görevlendirir. Paris birbirinden güzel üç kadın arasında seçimi nasıl yapıp, elmayı kime vereceğini düşünürken belki de dünyanın ilk rüşvetlerinden biri de devreye girer: Hera, Asya ve Avrupa krallığını, Athena savaşta dünyanın en büyük yiğidi olmayı ve insanüstü bir aklı vadederler. Aphrodite ise “Benden sana en güzel kadının sevgisi” der. Paris, krallığı ve kahramanlığı bir yana itip sevgiyi seçer ve Aphrodit’e uzatır elmayı. Böylece dünyanın ilk güzellik kraliçesi seçimi sonuçlanır. 


Popüler Yerler