Otel ve Tatil Rehberi

Otel ve Tatil Rehberi

  1. Otel ve Tatil Rehberi
  2. Ege
  3. Muğla
  4. Köyceğiz

Muğla Köyceğiz Tarih ve Kültür

Köyceğiz çevresinde çok zengin tarihi kalıntılar mevcut. Tarihi kaynaklar, bölgede MÖ 3500-3000 yıllarından beri çeşitli uygarlıkların varlığını gösteriyor.

 

KAUNOS

Bodrum, Marmaris, Fethiye, Köyceğiz ve Dalyan’dan tutulan teknelerle veya tekne turları ile gidilebilen Kaunos, Köyceğiz gölünü Akdeniz’e bağlayan Dalyan Kanalı’nın (Colbis) hemen kenarında kurulmuş bir antik liman kenti.

Mitolojiye göre Miletos’un oğlu Kaunos tarafından kurulan kentin tarihi, arkeolojik buluntulara göre MÖ10 yüzyıla kadar gidiyor. Ortaca-Dalyan boğazının öbür yakasında bulunan kentin Karya-Likya sınırında kurulduğu düşünülüyor.

MÖ 4 yüzyılda yaşayan coğrafyacı Skylaks, Kaunos’un bir Karya kenti olduğunu belirtiyor. Ancak; tarihçi Herodot, Kaunosluları değişik geleneklerinden dolayı Karya ve Likya medeniyetlerinden ayrı tutuyor.

Elde edilen bilgiler Kaunos’un bir akropol ve bir de aşağı şehirlerden oluştuğunu gösteriyor. Kurulduğu yıllardan beri liman kenti olan bu ören yerinde Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları mevcut. Diğer taraftan ören yerinin kuzey yönündeki sarp kayalara oyulmuş kaya mezarları da ilgi çeken öğeler arasında yer alıyor.

Yaklaşık 150 metre yüksekliğindeki akropolun güney yamaçları sarp kayalık. Kuzey ve batı kesimlerinde Orta Çağ’dan kalma kulelerle destekli bir sur duvarı görülüyor. Akropol’e göre daha aşağıda yer alan uzun sur duvarı ise Antik limanın (Sülüklü Göl) kuzeyinden başlayıp önce kuzeye, sonra kuzey-doğuya uzanarak devam ediyor.

Kaunos ören yerinde en ilgi çekici yapılardan biri de Antik Tiyatro. Doğu kesimi kayalara oyulmuş yarım daireyi aşan biçimli tiyatro, Grek tipinin bir örneği.

Tiyatronun batısında Bazilika tipinde bir kilise yer alıyor. Kilisenin batısında ise Roma dönemine ait bir hamam bulunuyor.

Bir bölümü sular altında olan geçmişin büyük liman kenti Kaunos'ta yaz aylarında kazı çalışmaları sürdürülüyor.

 

KAUNOS’TAKİ HAZİNELER

Kaunos ard arda medeniyetlerin kurulduğu bir yer olarak arkeolojik kazılar açısından oldukça zengin bir bölge. Kazılar onlarca yıldır sürmesine rağmen halen antik kentin geçmişini tam olarak aydınlanmış değil. Bulunan eserler şimdilik MÖ 300 yıllarına kadar gidiyor. Ama arkeologlar, tarih boyunca soyulduğunu belirledikleri bu kentin geçmişinin en az 5 bin yıllık olduğuna inanıyorlar. Akropol’ün Osmanlılar döneminde onarım görmesi yakın zamana kadar yaşanan bir bölge olduğunun kanıtı. Bir bölümü sular altında olan Kaunos'ta kazılar ancak yaz aylarında sürdürülüyor. Şimdiye kadar ortaya çıkartılan yerlerin, kentin sadece yüzde 10-15'lik bölümü olduğu tahmin ediliyor.

 

KAYA MEZARLARI

Kaunos diğer antik kentlerde olduğu gibi, yerleşimin dışında büyük bir mezarlığa sahip. Manzaraya doğru konumlanan mezarlık alanı içinde farklı tipte mezarlar göze çarpıyor. Aslında Dalyan ve yakın çevresinde kayalara oyulmuş onlarca kral mezarı bulunuyor.

Bunlardan en dikkat çekici olanları ise krallar ve soylulara ait anıtsal kaya mezarları. Yüksek kayalara oyulan kaya mezarları bugün Dalyan'ın simgesi haline gelmiş.

Mezarların, Likya tipi kaya mezarları olmasının sebebi bölgenin Karya-Likya sınırına yakınlığı. Anadolu dışında bu tipte kaya mezarlarına hiçbir yerde rastlanmamış. Özellikle, Likya Bölgesi içindeki antik kentlerde, kaya mezarlarının en seçkin örnekleri ile karşılaşmak işten bile değil.

Kaunos'da da Likya tipli kaya mezarları açısından zengin bir bölge. Dalyan’da kaya mezarları MÖ 4 yüzyılda yapılmış, daha sonraları ise Roma Dönemi’nde kullanılmış. Kaya mezarlarının içinde bazı seramik, çanak çömlekler bulunmuş. Kaya Mezarı’nda, sütunların arkasındaki kapıdan 6 metrekarelik bir odaya giriliyor. Ayrıca odanın çevresi de dağın içinde tünel gibi açılmış. Yani odanın dışından da dağın içinde dolaşılabiliyor. Ancak son birkaç yıldır kaya mezarlarına tırmanılması yasak.

Mezarların içinde ölülerin üzerine yatırıldığı üç taş yatak var. Cephede iki İyon sütunu, sütunların üzerinde friz ve alınlıklar da mevcut. Alınlıkların birinin üzerinde aslan kabartmaları görülüyor.

Köyceğiz çevresinde çok zengin tarihi kalıntıları görebilmeniz mümkün. Tarihi kaynaklar, bölgede MÖ 3500-3000 yıllarından beri çeşitli uygarlıkların varlığını gösteriyor.

 

 

ÇÖMLEKÇİ TEPESİ
Küçük Kale'nin karşısında, şehrin batısında yer alıyor. Ticaret limanının Küçük Kale ile Çömlekçi Tepesi arasındaki kısmının zincirle kapatıldığı söylenir. Çevrede mezarlar, surlar, Bah Kale ve Bah Kapısı yer alıyor. Kulenin ve surların III. yüzyıla ait olduğu sanılıyor. Küçük Kale limanın güneybatısında yer alıyor. Akropol ile arasında sur bağlantısı var. Güneyini çeviren kent suru içinde kapı göze çarpar. Sur duvarı polygonal (çokgen) tiptedir.

 

 

ANTİK TİYATRO

Kaunos'taki tiyatro konumu ve mimarisi ile dikkat çekici. Akropol'ün batı eteğinde konumlanan tiyatro sahne (scene), oyun yeri (orchestra) ve oturma sıraları (cavea) olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Oturma sıralarının bir bölümü yamaca yaslanıyor, geriye kalan kısım ise tonozlar tarafından taşınıyor. Manzara limana ve şehre dönük.

Yapıdaki mimari izlerden tiyatronun üç ayrı dönem geçirdiği anlaşılıyor. MÖ 150 yılında oturma sıralarının bir bölümü, MS 50. yılında ise oturma sıraları sahnenin bir kısmı, M.S. 150-200 yılları arasında da sahnenin diğer bölümü tamamlanmış. Bugün tiyatro, sahne ve bazı oturma sıraları hariç genelde iyi durumda. Orkestra kısmı toprakla dolmuş. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye, diğerleri Roma Hamamı ve Tapınağına ait. Aşağıda tamamlanmayan bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının arkasında üç basamakla yükseltilmiş podyum bulunuyor. Burada tapınağın kalıntıları görülüyor. Daire biçimindeki yapının ne olduğu ise bilinemiyor. Eski liman olan Sülüklü Göl'ün kuzeyinde yapılan kazılarda stoa ortaya çıkarılmış. Çevresinde bir çok heykel kaidesi bulunmuş, ama heykeller bulunamamış. Stoanın yakınındaki çeşme ise restorasyondan geçmiş.

 

AKROPOL VE SURLAR

Antik kentlerde en önemli yapılar ve tapınakların bulunduğu iç kaleye akropol adı verilmiş ve yüksek tepelerde, korunmaya elverişli tepelerde kurulmuş. Kaunos'ta kale yüksek bir tepede yer alıyor. Bu tepeden bütün antik kent, Dalyan, İztuzu Sahili, Dalyan ve Akdeniz arasında mavi bir şerit gibi uzanan kanalın tamamı, cennete benzeyen tarlalar, bahçeler ve ormanlar gözüküyor. Kalenin doğu ve güney yamacı dik bir uçurum halinde kanala kadar iniyor. Kaleyi kuşatan çift sıra surlar MÖ 5. yüzyılda yapılmış. Surlarda bulunan kapılar, mazgal delikleri ve siperliklerin biçiminden kalenin ortaçağda yeni bir onarım gördüğü anlaşılıyor.

 

 

TAPINAKLAR VE TEMENOS (KUTSAL ALAN)

Arkeologlar Kaunos'da yapılan kazılarda altı tapınak bulmuş. Bu tapınakların dördü Roma, ikisi Helenistik döneme ait. Kaunos'ta bulunan bir yazıtta Apollon, Posedion, Artemis ve Aphrodite adları geçiyor. Herodot, Kaunosluların yabancı tanrılarına değil kendi tanrılarına taptıklarını söylüyor.

 

AGORA VE STOA (PAZAR YERİ VE REVAKLAR)

Anıtsal çeşmeden batıya, ticaret limanına paralel uzanan bir yolun çevresinde ve sonunda, agora ve stoa bulunur. Bu alanda heykel ve heykel kaidelerine bulundu. Helenistik döneme ait olan stoanın arkasındaki suni yamaçta ise kutsal tapınak alanı M. Ö. II. yüzyıla ait. 97 metre uzunluğundaki kutsal tapınağın zemini taşla döşenmiş. Çevrede yazıtlar ele geçmiş.
Stoanın yakın doğusunda bulunan anıtsal çeşme, Roma İmparatoru Vespasian'ın adıyla ünlü. Çeşmenin limana bakan dar cephesinde yani güneyinde bir kitabe rastlanıyor. İmparator Vespasian'ın da adının geçtiği kitabede gümrükle ilgili kayıtlar yer almış. Yazıt dönemin ticari yaşamına ait bilgiler içermesi açısından son derece önemli yazılı bir belge niteliği taşıyor.

 

TİCARET LİMANI (KÜÇÜK LİMAN SÜLÜKLÜ GÖL) VE GÜMRÜK

Bugün "Sülüklü Göl" adıyla bilinen liman, Kaunos'un bir ticaret şehri olmasında son derece önemli rol oynamış.

Zamanında derinliği nedeniyle ticaret gemilerinin rahatlıkla girebildiği liman oldukça korunaklı olduğu için kapalı tipte limanlar grubuna giriyordu. Günümüzde dolarak yarı bataklık alana dönüşmüş. Strabon'a göre bir zamanlar ağzı zincirle kapalıymış.

Limanla bağlantılı bir de gümrüğün mevcut olduğu, anıtsal çeşme üzerinde gümrükle ilgili bazı kural ve bilgileri içeren yazıttan anlaşılıyor. Limanda aynı zamanda dalga kıran izlerine de rastlanıyor.

Tholos adı yapının da aynı adı taşıyan bir kahraman için inşa edildiği söyleniyor. Bu yapı limanın güneyinde şehir surlarına yakındır. Tholos’un içi suyla dolmuş. Bu yüzden araştırma yapmak güçleşmiş.

Surlar kuzey ve kuzeydoğuda Balıklar Dağı'na, güney ve güneybatıda Küçük Kale'ye, batıda Çömlekçi Tepesi ve civarına, kuzeyde ise bugünkü Dalyan kasabasına bakan cephede devam ediyor. Kuruluşu antik döneme dayanmakla birlikte sonradan çeşitli dönemlerde onarım görmüş. Yükseklik kimi yerde birkaç metreyi buluyor. Sur içine açılan kapıların izleri de yer yer belli oluyor.

 

AKKÖPRÜ

MS 3. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmış olan Akköprü, doğal güzelliği ve tarihi değeri ile görülmeye değer yerlerden biri. Kendi adı ile anılan köyün içinde Dalaman Çayı üzerinde inşa edilmiş. Bizanslılar tarafından yapıldığı tahmin edilen köprü Köyceğiz'e 33 kilometre uzaklıkta. 30 metre yükseklikte, 50 metre uzunluğunda, iki kemerli ve üç ayak üzerine oturtulmuş olan Akköprü’nün yapımında kullanılan malzemeden dolayı halk buraya "Akköprü" yakıştırmasını yapmış. Taşların bazıları demir kancalarla birbirine tutturulmuş. Eski çağlarda Ege'yi Akdeniz’e bağlayan tek köprü olduğu için özel bir öneme sahip. Köprü halen yayaların geçişine açık.

 

Gedova

Hıristiyanların din savaşlarında Yahudilerin dışlanması üzerine onlardan birinin kaçıp Gedova'ya geldiği rivayet ediliyor. Önce "Yehova" olan bu adanın ismi daha sonra Gedova olmuş. Bugün Gedova'ya verimsiz ova da deniyor. Gedova'da bulunan bir mezar taşında; "Yüzyirmi güneş yılı yaşayan Suciye, o kadar çok içerdi ki, içtiği zaman Azrail bile ondan korkardı. İçki içmediği bir gün Azrail onun canını aldı” diye yazılı.

 

Ali Paşa Konağı ve Çeşmesi

1800'lü yılların sonlarına doğru yapılan konak ve çeşme Köyceğiz Köyü'nde.

 

Eski Evler

Köyceğiz merkezinde yer alıyor. Bu evlerin dış kapıları üzerinde yapılış tarihleri, kabartma usulünde yazılı.

 

Camiler, Türbeler

Menteşe devrinde yapılmış bir cami bulunuyor. Benliler Türbesi, Nasuh Dede Türbesi ve Kargın Kürü Türbesi görülmeye değer dini yerlerden bazıları.

 

 

AÇIK HAVA MÜZESİ

İngiliz Arkeolog Hoskyn 1842'de Likya ve Karya sınır bölgelerinde Kaunos antik kentini aramış ve bulmuş da.... İsviçreli arkeolog Roos da derin araştırmalar ve kazılar yapmış buralarda. Türk Profesör Prof. Baki Öğün ise 1966'da başlamış Kaunos kazılarına. Ardından Prof. Cengiz Işık devam etmiş ve ediyor. Kaunos antik kentinin büyük bir bölümü sular altında. Burada yapılan kazılarda çıkartılan eserler de çeşitli yerlere dağılmış durumda. Örneğin aslan heykeli Köyceğiz Parkı'nda. Altın buluntular Ankara Müzesi'nde. Son 10-15 yılda bulunanlar Fethiye, daha önce çıkanlar ise Bodrum müzelerinde...

Özetle; Dalyan'a geldiğinizde bir müze bulmanız mümkün değil. Antik kenti bir "açık hava müzesi” gibi gezebilirsiniz.

 

TARİHİ ESERLER

Köyceğiz Köyü Adası’nda kilise ve şehir kalıntıları bulunuyor. Pazardağı (Otmanlar) ise yerleşim yeri kalıntılarına sahip. Çayhisar’da Manastır ve mağaralar, Ağla Köyü’nde Kaya mezarı ve Romalılardan kalma yerleşim kalıntıları var. Köyceğiz Köyü’nde Beylikler Devrine ait İdris Baba, Nasuh Dede ve Benliler türbeleri bulunuyor. Yangı Köyü’nde Asar Kalesi’ni görebilirsiniz. Köyde aslına bakarsanız, kaleden çok Romalıların kullandığı bir gözetleme kulesi kalmış. Osmanlılar Devrine ait olan Şeyhler Türbesi (Şeyh Hasan Dede Türbesi) ve Şeyhler Camii 1957'de onarım görmüş. Ölemez Dağı’na çıkma şansınız olursa burada yer alan İmbros Kalesi’ni görmeyi ihmal etmeyin. 


Popüler Yerler