Otel ve Tatil Rehberi

Otel ve Tatil Rehberi

  1. Otel ve Tatil Rehberi
  2. Ege
  3. Denizli

PAMUKKALE TARİH VE KÜLTÜR

PAMUKKALE TARİH VE KÜLTÜR

HIERAPOLIS

Bergama kralı Lysimachos’un, karısı Hiera’nın adına kurduğu antik şehir Hierapolis’in kalıntıları, Pamukkale’nin etrafına dağılmış durumda.

Agora girişinde, kuruluşundan kalma bir Helenistik kapı halen ayakta. Roma devri çok parlak geçmiş Pamukkale’de. Su oyunları, sağlık derken pek çok Romalı ziyaretçi Hierapolis’i ziyaret eder olmuş. Kent, Bizans’ta da önemini korumuş. İsa’nın havarilerinden olan aziz St. Philips’in burada öldürüldüğüne inanıldığı üzere antik kent Hierapolis, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olmuş. MS 5 yüzyıldan itibaren, Pamukkale’ye 2 km. uzaklıkta bulunan Laodicea, İncil’de adı geçen kıyamet işaretlerini taşıyan 7 kiliseden birine ev sahipliği yaptığı üzere Bizans’ın psikoposluk merkezlerinden biri olmuş. Kentin Türklerin eline geçmesi ise 12. yüzyılın sonlarını bulmuş.

 

Tarihi...

Hierapolis termal yerleşmesinin arkeoloji literatüründe “Holy City” (kutsal kent) olarak adlandırılması, kentte bilinen tapınak ve diğer dinsel birçok yapının varlığından kaynaklanmaktadır.

Kentin kuruluşu, MÖ 2000 yıllarına rastlar. Kentin hangi eski coğrafi bölgede yer aldığı  zaman zaman tartışılmıştır. Hierapolis, coğrafi konumuyla kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. Paulus, kentin Frigya yakınında ve güneybatısında, Karia sınırına yakın ve Kolossai kentinin kuzey batısında olduğunu söyler. Strabo ve Ptolemaeus’a göre, Hierapolis, Karia bölgesine sınır olan Laodicea ve Tripolis kentlerine yakın olduğu için bir Frigya kentidir. Byzantium’lu Stephanus ise kentin Lidya ile Frigya bölgeleri arasında zengin sıcak su kaynakları ile tanındığından bahseder. Kentin kuruluşuna ait bilgilerin kısıtlılığına rağmen Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ 2. yüzyılda kurulduğu, Bergama’nın kurucusu Telephos’un karısı Hiera’dan dolayı Hierapolis adını aldığı sanılmaktadır.

MÖ 133 yıllarında Hierapolis, Romalılar tarafından ele geçirilmiştir. Deprem kuşağı üzerinde bulunan Hierapolis, Tiberius dönemi (MS 17) depreminde büyük zarar görmüş, bu depreme kadar Helenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalmıştır. Bugün toprak üstünde kalan anıtsal yapılar ise, yine MS 60 yıllarında gerçekleşen depremden sonra inşa edilmişlerdir. MS 2.- 3. yüzyıllarda tekrar büyük bir yapılaşmaya giden kent, bundan sonra tüm Helenistik niteliğini kaybetmiş; tipik bir Roma kenti görünümü almıştır. Özellikle Septimus, Severus ve Caracalla dönemleri, Hierapolis’in altın zamanları olmuştur. Hierapolis, Roma döneminden sonra Bizans döneminde çok önemli bir merkez olarak yaşamını sürdürmüştür. Kentin 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması, MS 80 yıllarında İsa’nın havarilerinden olan Philip’in burada öldürülmesindendir. Kent MS 4. yüzyılda Bizanslıların eline geçince, St. Philip adına Martyrium olarak adlandırılan sekizgen planlı bir kilise inşa edilir. Bundan dolayı kentin onuru artar ve Metropolis unvanını alır. Kent 12. yüzyıl sonlarına doğru kısa bir süre için Türklerin eline geçer, daha sonra tekrar Bizanslılar tarafından geri alınır. 14. yüzyılda ise Bizanslılar kentten tamamen çıkartılmışlardır. Hierapolis antik kenti ve termal tesisleri üzerine ilk bilgiler 18. ve 19. yüzyılda yaşamış araştırmacılardan günümüze ulaşmıştır.

 

Ana Cadde ve Kapılar

Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki ana cadde, kenti bir uçtan diğer uca ikiye bölüyor. Caddenin iki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları bulunuyor. Her iki ucundaki kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma döneminde inşa edildiğinden Bizans surunun dışında kalıyorlar. Güneyinde MS 5. yüzyılda inşa edilen “Güney Bizans Kapısı” var. Kuzeyde yer alan, iki yanında yuvarlak kuleleri olan iyi korunmuş durumdaki kapıda, İmparator Domitian’a ithaf edilmiş Latince bir yazıt bulunuyor. Bu yazıttan dolayı buraya Domitian Kapısı (Roma Kapısı) deniliyor. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği noktada, “Kuzey Bizans Kapısı” yer alıyor.

 

Surlar

Kent, MS 5. yüzyılda, kuzey, güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiş. Kare planlı 24 kulenin yerleştirildiği surların, ikisi anıtsal, ikisi de küçük kapılı olmak üzere toplam 4 girişi bulunuyor. Kuzey ve güneydeki anıtsal kapılar ana caddeye açılıyor.

 

Büyük Hamam Kompleksi

Yalnızca masif duvarları ve bazı tonozları günümüze ulaşabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır.

Hamam plansal açıdan tipik Roma hamamıdır. Girişteki büyük avlu ve iki yanında büyük holler bulunan dikdörtgen planlı bir kapalı mekanın ardından hamam yapısı. Palaestra’nın yan kanatlarında, biri güneyde, diğeriyse kuzeyde yer alan iki büyük hol, imparatorla törenlere ayrılmış. Hamam kompleksinin MS 2. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Büyük hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze işlevi görüyor.

 

Hamam Bazilika

Kuzey kapısının dışında MS 3. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilen bir hamam daha vardır. Ancak bu yapı erken Hıristiyanlık döneminde kiliseye dönüştürülmüştür. Bu hamamın üstünün tonozla örtülü ve salonların mermer kaplı olduğunu gösteren izler vardır.

 

Su Kanalları ve Nympheum'lar

Çevredeki tepelere inşa edilmiş kanallardan oluşan iki aquadükt kente içme suyunu sağlamaktadır. Zengin su kaynaklarından faydalanılarak, Hierapolis’te anıtsal, sütun cepheli ve havuzlu büyük çeşmeler (Nymphaeum) yapılmıştır. Bunların en büyüğü kent girişinde yer alan ve kervanlar için inşa edilmiş olandır. Bir diğeri de Apollon Tapınağı’nın içinde yer alır.

Apollon Tapınağı

Mevcut tapınak, dini mağara olarak bilinen Plutonion’un üzerine kurulmuş.Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele’nin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağı’nda üst yapıya ait kalıntılar MS 3. yüzyıldan öncesine tarihleniyor. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılıyor. Yaklaşıkk 20x15 m. boyutlarındaki tapınak geç Helenistik dönemin izlerini taşıyor.

 

Tiyatro

Yamaca yaslanmış cephesiyle birlikte büyük bir yapıdır. İnşasına, MS 60 yılına denk gelen büyük depremin ardından, MS 62 yılında başlanan tiyatro, MS 206 yılında tamamlanabilmiştir. 8 merdivenle 7 bölüme ayrılan yapıda 50 oturma odası bulunuyor. Cavea’nın tam ortasından geçen diazoma’ya her iki yandan tonozlu birer geçit ile giriliyor. Sütunların arası heykellerle süslenmiş. Burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuş. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alıyor. Flavius’lar döneminde inşa edilmiş diğer bir tiyatronun yerini almıştır. 15-20 bin kişilik tiyatronun, sahne binası 352 yılında restore edilmiş ve tiyatronun orkestra’sı büyük bir olasılıkla, o dönemde moda olan su gösterileri için havuza (colimbetra) dönüştürülmüştür.

 

 

St. Philip Martyrium’u

MS 4. yüzyıl sonuna ya da MS 5. yüzyıl başına ait, oktogonal bir yapı olan martyrium, İsa’nın havarilerinden St.Philip’in Hierapolis’te şehit edilmesi üzerine inşa edilmiş bir anıt-mezerdır. Hıristiyanlığın resmi din olarak kabulünden sonra Hierapolis önemli bir konuma yükselmiştir.

 

Kiliseler

Kent merkezinde, 6. ve 7. yüzyıllara ait bir katedral ile biri direkli olmak üzere 3 kilise daha bulunuyor. Büyük hamam kompleksinin merkez holü MS6. yüzyılın başında kiliseye dönüştürülmüş. Kilisenin uzey bölümünde küçük şapeller bulunmakta.

 

Nekropol

Batıdaki traverten bölgesi dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunuyor. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes’e giden kuzey yoluyla Laodicea-Colossae’ye giden güney yolunun iki tarafında yer alıyor. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmış. Mermer kullanımına daha çok lahitlerde rastlanıyor. Kuzey nekropolü, erken Hıristiyanlık dönemine ait karakteristik lahitler ile mezar anıtlarını içeriyor. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlar. Konut mimarisini çağrıştıran mezar yapıları, nekropolün en önemli öğeleri.

 

HİERAPOLİS ARKEOLOJİ MÜZESİ

Hierapolis’in en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından bu yana Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet veriyor

Müzede Hieropolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodicea, Colossae, Tripolis, Attuda ve Lycos vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunuyor. Ayrıca Tunç çağının en güzel örneklerini sunan Beycesultan Höyüğü’nden elde edilen eserler müzenin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Hierapolis Hamamı’nın bolümlerinden olan üç kapalı mekanın yanı sıra doğu bitişiğindeki kütüphane ve Gymnasium açık mekanları müze teşhir alanları olarak düzenlenmiş. Küçük ve büyük birçok eserin sergilendiği bu mekanlar; A Salonu, B Salonu ve C Salonu olmak üzere üç kapalı mekandan oluşmakta. Açık teşhirde sergilenen eserler daha çok mermer ve taş yapıtlar.

Ziyaret saatleri: Yaz; 08:00-19:00 Kış; 08:00-17:00 (Pazartesi günleri hariç)

Tel: 0258 241 08 66 


Popüler Yerler